Terk edilme korkusu, sevilen kişiyi kaybetme ihtimalinin sürekli hissedilmesidir. Mesajlara geç cevap verilmesi, ses tonundaki küçük bir değişiklik veya karşı tarafın yalnız kalmak istemesi ilişkinin biteceğine dair güçlü bir endişe yaratabilir. Kişi çoğu zaman ortada kesin bir işaret olmadığını bilse de bu korkuyu yatıştırmakta zorlanır.
Bu korku, ilişkide yoğun bir yakınlık ve güvence arayışına yol açabilir. Sürekli sevildiğinden emin olmaya çalışmak, karşı tarafı kontrol etmek, ayrılık ihtimalini sık sık gündeme getirmek ya da kendi ihtiyaçlarından vazgeçmek bunlardan bazılarıdır. Bazı kişiler ise terk edilmeden önce kendileri uzaklaşır; bağlanmamak ya da ilişkiyi aniden bitirmek onlar için incinmekten korunmanın bir yolu hâline gelir.
Terk edilme korkusunun temelinde yalnızca bugünkü ilişki bulunmayabilir. Çocukluk dönemindeki ayrılıklar, tutarsız ilgi, duygusal ihmal veya geçmiş ilişkilerde yaşanan kayıplar, yakınlığın güvenli değil geçici olduğu duygusunu yerleştirebilir. Böylece kişi bugünkü partnerini yalnızca olduğu kişi olarak değil, geçmişte kaybettiği ya da ulaşamadığı kişilerin duygusal izleri üzerinden de deneyimleyebilir.
Psikoterapi sürecinde kişinin ayrılığa yüklediği anlam, ilişkide güvence arama biçimleri ve kaybetmemek için kendisinden nelerden vazgeçtiği birlikte ele alınır. Amaç, başkasına ihtiyaç duymamak değil; yakınlık kurarken kendi sınırlarını ve benlik duygusunu koruyabilmektir. Terk edilme korkusu, yoğun bağlanma kaygısı ve ilişkilerde güven sorunu yaşayan yetişkinlerle İstanbul Şişli’de yüz yüze ve online psikoterapi çalışmaları yürütüyorum.
Yüz yüze veya çevrimiçi seanslar için hemen randevu talebi oluşturabilirsiniz.
İletişime Geç