Sosyal kaygı, yalnızca utangaç olmak ya da kalabalıkları sevmemek değildir. Başkalarının yanında yanlış bir şey söyleme, yetersiz görünme, eleştirilme veya küçük düşme ihtimali kişide yoğun bir gerginlik yaratabilir. Yeni biriyle tanışmak, topluluk önünde konuşmak, bir ortamda yemek yemek ya da düşüncesini ifade etmek oldukça zorlayıcı hâle gelebilir.
Sosyal ortamlarda yüz kızarması, terleme, titreme, kalp çarpıntısı ve sesin kısılması gibi bedensel belirtiler görülebilir. Kişi dikkatini konuşmaya vermek yerine nasıl göründüğünü, sesinin titreyip titremediğini veya başkalarının onun hakkında ne düşündüğünü takip etmeye başlar. Bu yoğun öz denetim, doğal davranmayı daha da güçleştirebilir.
Kaygıdan kaçınmak kısa süreli bir rahatlama sağlar; ancak zamanla kişinin sosyal çevresini, ilişkilerini ve mesleki yaşamını daraltabilir. Bazen kişi ortamlardan tamamen uzaklaşmaz fakat konuşmadan, görünür olmadan ve kendi isteklerini geri planda tutarak orada bulunur. Böylece kabul edilmek uğruna kendisini saklamaya başlayabilir.
Psikodinamik açıdan sosyal kaygının arkasında kişinin nasıl göründüğüne ilişkin korkuların yanı sıra, içselleştirilmiş eleştirel sesler ve yetersizlik duyguları da bulunabilir. Psikoterapi sürecinde kişinin kendisini neden sürekli başkalarının bakışı üzerinden değerlendirdiği ve görünür olmanın neden bu kadar tehdit edici hâle geldiği birlikte ele alınır. Sosyal kaygı, eleştirilme korkusu, çekingenlik ve sosyal ortamlardan kaçınma yaşayan yetişkinlerle İstanbul Şişli’de yüz yüze ve online psikoterapi çalışmaları yürütüyorum.
Yüz yüze veya çevrimiçi seanslar için hemen randevu talebi oluşturabilirsiniz.
İletişime Geç